Yoldaki çukur, zemindeki ıslaklık ya da bozulma dolayısıyla meydana gelen kaza nedeniyle doğacak zarardan belediye sorumludur.
- 7 gün önce
- 4 dakikada okunur
İstemin Özeti :İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 15/06/2017 tarih ve E:2016/395; K:2017/861 sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti :Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : K1
Düşüncesi :Temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce; tetkik hakimin açıklamaları dinlenip gereği görüşüldü:
Dava; davacının annesi K2'in 08.09.2010 tarihinde K3’ın yönetimindeki N1 plakalı araç ile İzmir-Çeşme otoyolunda İzmir yönüne giderken meydana gelen kaza neticesinde ölümü olayında davalının hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen 57.500,00 TL maddi, 57.500,00 TL manevi zararın 08.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İzmir 3. İdare Mahkemesince; Mahkemelerinin 29/03/2013 tarih ve E:2012/1092, K:2013/405 sayılı kararıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Yasasının 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verildiği, kararın Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 06/03/2014 tarih ve E:2014/343, K:2014/1493 sayılı kararı uyarınca, davanın davalı idarenin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla açıldığı, dolayısıyla davanın görüm ve çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla bozulduğu, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 19/12/2014 tarih ve E:2014/1682, K:2014/1856 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddi kararında ısrar ettiği, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/11/2015 tarih ve E: 2015/1914, K:2015/4019 sayılı kararıyla idarelerin kendi kuruluş yasalarında belirlenen, 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; bu sebeple açılacak tam yargı davalarının da idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 19/12/2014 tarih, E:2014/1682, K:2014/1856 sayılı kararının bozulduğu, İdari Mahkemesince bozma kararına uyularak Mahkemelerinin ve Urla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebiyle Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan 03.05.2017 ve 27/10/2010 tarihli raporlarda; Olay mahallinde otoyol tek yönlü-bölünmüş, zemin asfalt-kuru, vakit gece, aydınlatma yok, hava açık, mahal meskûn dışı olduğu, kaza tespit tutanağında olay mahalline ilişkin herhangi bir fren izi tespiti bulunmayıp, olay mahallinde yolun sol kenarında domuz leşinin mevcut olduğunun belirtilip, çarpma sonrası otomobilin 160m mesafede yolun sağ dışında devrilmiş konumda durduğunun tespiti yapıldığı belirtilip sürücü K3’ın kusursuz olduğu, otoyola giren yabani hayvanın asli etken olduğu, Karayolları yetkililerinin kusursuz olduğunun belirtildiği, raporun hükme esas alınıp davalı idarenin dava konusu kazada hizmet kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması
istenilmektedir.
T.C. Anayasası'nın 125/son fıkrasında; "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
Doktrinde, idarenin hukuki sorumluluğu, kamu hizmetlerinden doğan zararların karşılanıp giderilmesini amaçlayan hukuki bir kurum olarak tanımlanmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, ortada bir zararın bulunması ve bu zararın idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle, zararla idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Daha açık bir anlatımla idari faaliyet, zararın gerçek nedenini oluşturmalıdır. Bu genel şartların dışında, idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için idari faaliyetin hukuk yönüyle de tazmine yol açacak nitelikte olması gereklidir.
Kısaca ilgililerin zarara uğramasına neden olan idari işlem veya eylem ya bir hizmet kusuru oluşturmalı ya da kusursuz sorumluluk esasının uygulanmasına elverişli olmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden, 08/09/2010 tarihinde saat 04:30'da Çeşme-İzmir otoyolunda meydana gelen ölümlü, maddi hasarlı trafik kazasında annesi K2'i kaybeden davacının, davalı idarenin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla 57,500,00 TL maddi, 57.500,00 TL manevi tazminat isteminde bulunduğu; kaza tespit tutanağında, sürücünün kusurunun olmadığı, kazaya domuz sürüsünün neden olduğunun belirtildiği, Urla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebiyle Adli Tıp Kurumu tarafından 27/12/2010 tarihinde hazırlanan raporda; fotoğraflardan kaza yerindeki otoyolun yanında bulunan tellerin açık olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
1593 sayılı Erişme Kontrollü Karayolları Kanunu'nun 1. maddesinde; "Erişme kontrollü karayolu, özellikle transit trafiğe tahsis edilen, belirli yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasaklandığı yaya, hayvan ve motorsuz taşıt ve araçların giremediği ancak izin verilen motorlu taşıtların yararlandığı ve trafiğin özel kontrole tabi tutulduğu karayoludur. Erişme kontrollü karayolu belediye hudutları içinde de olabilir." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 3. maddesinde; otoyol, özellikle transit trafiğe tahsis edilen, belirli yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasaklandığı, yaya, hayvan ve motorsuz araçların giremediği, ancak, izin verilen motorlu araçların yararlandığı ve trafiğin özel kontrole tabi tutulduğu karayolu olarak tanımlanmış, anılan Kanunun 7.maddesinde de; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmanın bu Kanunla ilgili görev ve yetkileri arasında olduğu kurala bağlanmıştır.
Dava konusu olayda; kazanın oluşumunda birinci derece etkili olan sebebin otoyola giren domuz sürüsünün olduğu belirtildiğinden, yukarıda yer alan mevzuat hükmünde de tanımlandığı üzere söz konusu otoyolda domuz sürüsünün bulunmaması gerektiği tartışmasız olduğundan, otoyolun bakım, onarım, trafik güvenliği hususların sağlanması konusunda davalı idarenin görevli ve sorumluluğunun bulunduğu, ancak bunu sağlayamayarak trafik kazasına neden olduğu anlaşıldığından olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; kazanın oluşumunda araç sürücüsünün kusursuz, davalı idarenin ise Adli Tıp Kurumu raporunda yola çıkan domuz sürüsüne atfedilen oranda, yani %100 oranında kusurlu olduğu, dolayısıyla kazanın oluşumunda otoyolda gerekli trafik güvenliği tedbirlerini almayan davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 15/06/2017 tarih ve E:2016/395; K:2017/861 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrasıve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Yorumlar